BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Ankara’da yaptığı basın toplantısında, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni eleştirdi. Mesajının merkezinde, “Kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez” demesiyle, partinin terörle mücadeledeki değişmez çizgisini vurguladı. Ankara’da alkışlar eşliğinde konuşan Destici, “Devletin ceza politikası, terör örgütünün fiili tercihine göre şekillenemez” diyerek, şiddetin hukuki yardımı hakkındaki soruları gündeme taşıdı. Kavga dolu bir sahnede, basın mensupları sorularını sordu, bazıları ise “Neden bu kadar sert bir tutum?” diye sordu. Bir yandan da, “Ankara’daki toplantı, partinin mesajını net bir şekilde gösterdi” diye yorum yapanlar vardı.
Destici, [BBP] “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin mevcut haliyle kabulünün doğru olmadığını belirtti. “Terörün sona ermesi milletimizin ve partimizin en büyük arzusudur, ancak bunun yolu terör örgütüne hukuki imtiyaz tanımaktan değil; örgütü hukukun ve devletin karşısında tamamen çaresiz bırakmaktan geçer” diyerek, kanunun içindeki “terörle müzakere” ifadesine karşı çıkıldı. Anayasa 87. maddesinde öngörülen nitelikli çoğunluk şartını anımsatırken, “kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez” şeklinde vurgu yaptı. Tüm bu sözler, Ankara’da yapılan toplantıda partinin terörle mücadeledeki kararlı duruşunu pekiştirdi.
Planların içinde, Destici, “Birinci ilke devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüdür, terörle ve teröristle müzakere edilmez” diyerek, partinin temel prensiplerini açıklamaya devam etti. “İkinci ilkemiz, devlet otoritesi hiçbir surette pazarlık konusu yapılamaz” diye ekledi. “Üçüncü ilkemiz, şehit ve gazi hukuku dokunulmazdır” derken, “Şehit ailelerinin, gazilerimizin ve terör mağdurlarımızın adalet beklentisi, hiçbir siyasi hedefin gerekçesi olamaz” diyerek çağdaşıma vurgu yaptı. “Dördüncü ilkemiz, ceza adaletinin caydırıcılığı korunmalıdır” diyerek, kanun teklifinin aksine, “terör suçları bakımından bu karşıtlık evleviyetle geçerlidir” ifadesiyle devreye girdi.
Hukuki açıdan, Destici, “Teklifte bireyin hukuki durumu, büyük ölçüde örgütün kolektif davranışına bağlanmaktadır” diyerek, “TCK 221 maddesi, örgütten ayrılma iradesinin ortaya konulmasını, teslim olmayı, örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermeyi şart koşar” dedi. “Teklif, mükerrer pişmanlık kuramından ayrılıyor, örgütün stratejik tercihi nedeniyle soruşturmadan ve cezadan kurtulmayı mümkün kılıyor” diye uyarıldı. “Kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez” sözünü tekrar ederek, kanun teklifinin hukuki sonuçlarının olumsuz etkilerini vurguladı.
Destici, “Teklif, şehit aileleri ve gazilerin yer almadığını” belirterek, “Mağdurun metinde neredeyse hiç yer almaması, uluslararası tecrübelerin gerisinde kalıyor” diyarına yer verdi. “Kırk yılı aşkın mücadelede on binlerce şehidimiz, gazimiz ve terör mağdurumuz var. Onların adalet beklentisi, bir hukuk devletinde siyasi hedeflere feda edilebilecek bir husus değildir” diyerek, “Teklif, kasten öldürme suçlarını kapsam dışı bırakıyor ama ağır yaralama, sivillerin hedef alındığı patlayıcı saldırıları, kaçırma, alıkoyma ve fidye eylemleri gibi suçların erteleme öngörmesiyle mağdurun haklarını gölgelemekte” sözünü ekledi. “Bu süreçte mağdurun hiçbir usul hakkı yok, tazmin ve onarım öngörülmüyor, hakikatin tespiti için mekanizma yok” diyerek, “Bakalım bundan sonra ne olacak?” diye sordu.
Kaynak: Orijinal Haber