TBMM’de Kürsü Savaşı: “Bu kürsü milletin kürsüsüdür” babası
Büyük Millet Meclisi’nin Genel Kurulu’nda, gece yarısı 23.41’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Turhan Çömez’e açtığı soruşturma duyurusu patlamış, sokağa tırmanan sesler yankı bulmuş. Ekmek evinde bir köşe, bir köşede halkın sesleri yükselmiş, Çömez’in sözleri bir anda “kürsü dokunulmazlığı” tartışmasına dönüştü.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, “Bu kürsü devletin kürsüsü değildir, bu kürsü muktedirin, otoritenin kürsüsü değildir; bu kürsü milletin kürsüsüdür” diyerek, milletvekillerinin sözcük hakkını savunmuş. Ülke dört bir yanından gelen “kürsü” sözcüğü, milletin kalbinde bir çarpışma yaratmış.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz, “Herkes korkuyor ya, herkes korkuyor. Biz neyden korkuyoruz ya” diye sormuş, Poyraz’ın sesinde bir dert, bir şüphe kaynağı hissedilmiş. CHP Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç ise “Bu kürsü özgür değilse Meclis iradesi de özgür değil” diyerek, Meclis’in özgürlüğüne dair bir tartışma başlatmış.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Kürsü dokunulmazlığına helal getirebilecek her türlü tutum, davranış ve yaklaşımın karşısındayız” diyerek, sorulmazlığın korunması için çağrıda bulunmuş.
TBMM Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplanan Genel Kurul’da, grup başkanvekilleri sırayla açıklama yapmış. Ekmek evinde bir kış akşamı, Ekmen “Bu duyuru için sabahı bekleyememesi, gece 23.41’de Genel Kurul çalışmaları devam ederken yapılmış olması”ndan bahse geçip, “Anayasa’nın 83. maddesi bu açık ihlal girişimine karşı bir savunma” göstermiş.
Poyraz, “Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Sayın Mehmet Emin Ekmen’e bu Parlamentonun şahsiyetine ve ruhuna uygun tutumu için teşekkür ediyoruz” diyerek, “Türkiye uzun zamandır ‘mış’ gibi davranıyor, biz de ‘mış’ gibi davranıyoruz” demiş. Poyraz’ın sözlerinde “Mensubu olduğumuz devletten vatandaş korkar mı?” sorusunu sormuş.
Kılıç, “Kürsü özgür değilse Meclis iradesi de özgür değil” diyerek, “Kürsünün susturulması, halkın susturulması demektir” söylemiş. Kılıç, “Küresel barışın, hukukun ve demokrasinin konuşmaya başlaması gerekir” diyerek, “Gelecek için ortak ilkelerle barış sağlanır” vurgusunu yapmış.
Filiz Kılıç, MHP Grup Başkanvekili olarak, “Şehit ailelerimiz, gazilerimiz, sizler bu devlete ve bu millete emanetsiniz” diyerek, “Sizlerin acısı doğrudan bizim yüreğimizde” demiş.
Koçyiğit, “Kürsü dokunulmazlığına helal getirebilecek her türlü tutum, davranış ve yaklaşımın karşısındayız” diyerek, “Geri adım atılmalı” diye çağrı yapmış.
Gökhan Günaydın, Yeni Parti Grup Başkanvekili olarak, “AKP’nin 33 kanun teklifi, 29’u kanunlaşmış, 459 diğeri ise kanunlaşmamış” diyerek, “101 kanun Anayasa’ya aykırı olduğu için Anayasa Mahkemesine götürdük” demiş. Günaydın, “Türkiye şu anda yeşil mercimeği Hindistan’dan ithal ediyor” diyerek, “Yozgat çiftçilerine ne kadar madde veriyoruz?” sorusunu sormuş.
Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili olarak, “Türkiye’nin diplomasi anlayışı, sınırların ötesinde, enerji, gıda, deniz, siber, uzay güvenliği” diyerek, “Bölgesel istikrar, ortak güvenlik ve dayanışma ekseninde” demiş.
Tüm bu sözler, TBMM’nin kurgusunun içinde yankı bulmuş, halkın sesi bir anda “kürsü” adlı bir çarpışma alanına dönmüştü.
Halkın sesi, “Ne demek bu?” diye sorarken, “İşte, bu kürsü milletin kürsüsü, ama kimse konuşamıyor mu?” diye çığlık attı. Bakıma, bir an önce karar verilecek, o an mı?
Kaynak: Orijinal Haber

