Kurtulmuş: 467 Oyla Yasa Geçti, Türk Devleti Ayrılık Planlarını Engelleyecek
İstanbul’da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 467 oyla kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasası’nı ilan etti. Kişi, ne oldu, nerede, ne zaman, neden… Kurtulmuş, “Çok şükür bu noktaya kadar geldi. Bu anın vacibi, bunun kıymetini bilip bir an evvel uzatmadan bütün bu işleri tamamına erdirmek” diyerek, “Türk Devleti artık bu meseleden kurtulmasın, tekrar uğraşmaya devam etsin diye plan yapan, hesap yapan, nice odaklar var” diyerek devam etti.
Söz konusu yasa, 10 Ağustos 2026’da Ankara’da TBMM’de 467 milletvekilinin oylarıyla kabul edildi. Bu karar, Türkiye’nin 21. yüzyılın ikinci yarısında yeni bir vizyonu benimsemesi açısından kritik. Kurtulmuş, “Bütün bu dünyadaki dönüşümlerin, büyük güç mücadelelerinin ortasında Türkiye de önüne bir yeni Türkiye Yüzyılı vizyonunu koymuş durumda” diyerek, “Bu süreçte ister istemez içimizdeki meseleleri halledip geride bırakmamız da milletin güçlenmesinin kaçınılmaz şartı” dedi.
Milli İrade Platformu ve Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) 17. Milli İrade Buluşması’nı MÜSİAD’ın Bakırköy merkezinde düzenledi. Buluşmaya TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, TBMM İdare Amiri Hasan Turan, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, milletvekilleri, vakıf ve dernek başkanları ile vatandaşlar katıldı. Sözde “BULUŞMA”da, “BİRLİK OLDUĞUMUZDA GÜÇLÜYÜZ, BİRLİĞİMİZ BOZULDUĞUNDA ZAYIFIZ” diyerek, “Önemli bir paradigma değişimi ile karşı karşıya” diye vurgu yapıldı.
Kurtulmuş, terörün Türkiye’ye alternatif maliyetinin 2,3 trilyon dolar olduğunu belirtti. 2013’te 1,3 trilyon dolardan yükseldiği söyleniyor. “Bu rakam zamanla daha da arttı” diye ekledi. Ayrıca, FETÖ’nün takin emirberleri ve ileri karakollarının “Dolmabahçe Mutabakatı”nı akamete uğrattığını iddia etti. “Bu süreçte birileri devreye girdi, suikastlar, provokasyonlar sayesinde berhaba edildi” diyerek, “Siyasi partilerden insanların ortak noktada buluşması, Türkiye demokrasisinin zaferidir” diye öne sürdü.
Suriye’de rejim değişikliği ve Türkiye ile yakın ilişkiler, bölgesel kaynağı azalttı. ABD’nin İran’a karşı adımlarının ardından PJAK bölgesinde ayaklanma yaşanmadı. “Suriye’nin güneyinde Dürzi ayaklanmasının önlenmesi Türkiye’nin lehine gelişmelerdir” dedi. Aynı zamanda İsrail’in tehditleriyle ilgili de konuştu.
27 Nisan 2025’te, İmralı’nın örgütü tasfiye ettiğini açıkladığı açıklama, silah bırakma isteğini ortaya koydu. “Silah bırakacaksan gel bakalım, bu silahları bırakacaksın” diyerek, “Örgüt silahını bırakıyor, fakat gerçek durumu yansıtmıyor” diye ekledi. Örgütün silah bırakma iradesi, yasa kapsamında 6 aylık süreyle değerlendirilecek.
Yasa, üç sigorta içeriyor: 1) Örgütün silahını bıraktığı ve kendini feshettiği güvenlik birimleri tarafından tespit; 2) Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bakanlar ve bürokratrların incelemesi; 3) TBMM’de siyasi partilerden oluşan izleme komisyonu. PKK, PYD ve KCK haricindeki örgütlerin bu sigortadan yararlanamayacağı belirlenmiş.
Bunun yanında, FETÖ’nün bir takin emirberlerinin “akamit” sürecine müdahale ettiği iddiaları gündemde. “Kurtulmuş, bu süreçteki üstün liderliği dolayısıyla Cumhurbaşkanımıza, Devlet Bahçeli’ye ve destek veren tüm siyasi liderlere teşekkür etti” diyerek, “Türkiye’nin bütün şehirlerinin birbiriyle iç içe geçmesi yoludur” diye vurguladı.
Gerçekten de, 2 senedir terörden dolayı bir tek kişi ölmüyor, bir tek kişinin burnu kanamıyor. “İnsanları ötekileştiren, ikinci sınıf vatandaş olarak gören bir dil artık yok” diyerek, “İçimizdeki birlik, güç, kardeşlik yoludur” diye sonu koydu.
Bununla birlikte, “Bilinmiyor” kısmı da var: 467 oyla yasa kabul edildiği günün akşam kim bilir hangi ülkedeki, hangi enstitüde masaların üstüne haritalar konuldu ve yeniden bir ayrılık senaryosu nasıl yazılır, bunların çalışmaları başladı. Buna fırsat vermeyeceğiz, dedi.
İşte bu süreç, Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek, ayrılık planlarını engelleyecek. Bu kararın ardından, halkın kararı ne olur, kim bilir? Bakalım bundan sonra ne olacak?
Kaynak: Orijinal Haber

